Mucit ve Mühendis Arasındaki Farklar Nelerdir?

MUCİTLİK VE MÜHENDİSLİK

Mucitlik, daha önce olmayan bir ürün oluşturmak, bir problemin çözümü için daha önce denenmemiş yeni bir yöntem icat etmektir. Mucitler hayalini kurdukları çözüm veya icat için büyük bir aşk ve şevkle çalışan kimselerdir. Yatarken, kalkarken, gece gündüz, sanki bir sevgili gibi icat etmek istedikleri şeyi düşünür, hayalini kurarlar. Ne zaman akıllarına icatları ile alakalı yeni bir şey gelse biran önce onu denemek için heyecanlanır, sabırsızlanırlar. Mucitlik bir karakterdir. Bu insanlar sadece hayalini kurdukları icatları için değil gündelik birçok problem için çok farklı, belki birçok kişinin aklına gelmeyecek çözümler üretir ve pratik bir şekilde uygulamaya geçerler. Mucitler genel olarak bir iç motivasyonla hareket ederler. Mucitliğin bir okulu yoktur ve bu yüzden her bir mucidin kendi yöntemleri, kendi üslupları vardır.

Mühendislik ise, problemlere belirli yöntemler ile, hesap kitap yaparak, genel geçer bir çözüm üretme yöntemidir. Mühendis için olmazsa olmaz özellik hesap yapabilmesidir. Zaten mühendis kelimesi hendese denilen matematiksel hesaplamalarla doğrudan alakalıdır. Mühendislik deneme yanılma işi değildir. Daha doğrusu deneme yanılma aşamasına gelene kadar bir mühendis olabildiğince olumsuz olasılığı hesaplayarak eler. Eğer deneme yanılma yöntemine gidecekse, matematiksel olarak belirleyemediği olasılıkları dener. Mühendislik temelde hesap ve analiz uygulamaları olduğu için mühendisliğin dünya çapında anlaşılabilir bir dili vardır. Bu yüzden mühendisliğin okulu vardır, yöntemler tüm dünyada üç aşağı beş yukarı aynıdır.

Bu yazımızda mühendislik ve mucitlik arasındaki farklardan bahsedeceğiz. Bu farklar terimlerin daha net anlaşılması için araştırılmış farklardır. Yoksa bir mühendis ve bir mucit arasında üstünlük arayışı içerisinde değiliz. Her iki iş grubu da insanlık için çok değerlidir. Tarihte mucitliğe göre mühendislik çok çok yenidir. İletişim yöntemlerinin artmasıyla mühendislik kavramı daha belirgin bir hale gelmiştir. Günlük yaşantımızı şekillendiren hemen her cihazın, eşyanın altında hem bir mucidin hem bir mühendisin imzası vardır. Şimdi isterseniz şu farklılıklara bir bakalım;

  • Mucit İhtiyacı OLANI Öğrenir, Mühendis İhtiyacı OLACAKLARI Öğrenir

Mucitler bir hayalle, bir fikirle işe başlarlar. Bu fikri hayata geçirmek için de büyük bir merak ve özveri ile çalışırlar. Fikirlerini hayata geçirmek için adımlar atarlar. Her adımlarında doğal olarak problemlerle karşılaşırlar. Bu problemleri çözebilmek için nelere ihtiyaçları varsa, o problemle karşılaşınca öğrenirler. Yani bir mucit önce acıkır, sonra yemek yer. Bu nedenle her bilgi ona lezzetli gelir. İşiyle, fikriyle alakalı her yeni bilgi için iştah duyar mucit. Bu nedenle mucit her ne kadar konu itibariyle az şey öğrenmiş olsa da, ihtiyaç duyduğu ve uygulama amacıyla öğrendiği için, öğrendiği şeyi çok ama çok iyi kavrar. Onun ne işe yarayacağını bilir. O bilgiyi sindirir.

Mühendisler Neden İşsiz Yazımızı Okuyun

Mühendislik ise bu konuda daha farklı bir yöntem ortaya koyar. Bir mühendis ihtiyacı olacak şeyleri henüz ihtiyaç olmadan öğrenir. Sözgelimi o anda hiç ihtiyacı yokken bir kalıp tasarımının nasıl yapıldığını öğrenir. Hiç ihtiyacı yokken o anda, ısı transferi, termodinamik bilgilerini öğrenir. O an bir kiriş veya kolon tasarlamasa, buna ihtiyacı olmasa bile kolonlarda burkulma neden olur nasıl olur bunlarla ilgili bilgileri öğrenir. İşte bu ihtiyaç doğmadan öğrenme işi, her ne kadar mühendisin konu itibariyle çok geniş bir bilgi birikimi olmasını sağlasa da, bu bilgiler ihtiyaç duyup kullanana kadar derinleşemez ve içselleşemez. Yani mühendis acıkmadan yer. Sonuçta yeni bilgilere iştahı kapanabilir, yeni şeyler öğrenme hevesi kırılabilir.

Bunlara ek olarak, tabi ki bir mucit o an ihtiyaç duymasa da yeni şeyler öğrenebilir. Tabi ki bir mühendis o anda ihtiyaç duymasa da öğrendiği bilgiye büyük bir hırs ve hevesle sarılabilir. Bunlar mucit ve mühendisi geleneksel tanımdan dışarı çıkartıp onları aydın yapan unsurlardır.

  • Mucitler Deneme Yanılma Yöntemi ile Çalışırlar, Mühendisler Hesap Kitap Yöntemi İle

Bir mucitin uğraşı hayalle başlar. Bu hayali bir problemi çözmek veya yeni bir ürün icat etmek olabilir. Bu hayali gerçekleştirebilmek için bir adım atar. O adım işte deneme adımıdır. Dener! Aklına ilk gelen yöntemi ölçer biçer, bulur buluşturur dener. Bu ilk denemeden sonra gözlem yapar. Oldu mu? İstediğine ulaşabildi mi? Ulaşabildi ise, ilk denemesi olumlu ise daha ne gibi değişiklikler yapılabilir? Olumsuz ise, bu deneme başarısız ise başka neler denenebilir? Bunları düşünür ve yeniden dener. İşte bu deneme yanılma işlemleri sonucunda, uğraş ve emeklerle icadını ortaya çıkartır. Bir ampulün, telefonun icadının ne kadar deneme sonucu ortaya çıktığını hepimiz dinledik, okuduk veya izledik. İşte genel itibariyle mucidin çalışma şekli deneme yanılmadır.

Mühendislik ise, bu deneme yanılma yönteminin birtakım zorluklarını ortadan kaldırmayı amaçlar. Bunun için hesap kitap yapar. Analiz ve optimizasyon yapar. Matematik hesaplamaları sonucunda olumsuz sonuç alacağını öngördüğü denemeleri eler. Tabiri caiz ise kılı kırk yarar bir şey denemeden önce. Çünkü denemek masraflıdır. Denemenin sonu yoktur. Yüzlerce, hatta binlerce ihtimali denemektense bunları daha makul seviyelere çekebilecek hesaplamalar çok daha hızlı ve masrafsızdır.

  • Her Mucidin Kendi Üslubu Vardır, Mühendisliğin İse Ortak Bir Dili Vardır

Mucitler işe başlarken ellerinde olan, ulaşabildikleri çözümlerle başlarlar. Yeni bir sandalye icat edecek olan mucit, bu sandalyeyi ulaşabildiği, elinin altında olan malzemelerle yapar. Yine bu malzemeleri elinin altındaki, bildiği aletlerle işler. Bu durum mucidin kendine has bir üslubunun, özgün bir çalışma tarzının oluşmasına neden olur. Mucidin atolyesinde bulunan malzemeler, aletler, bu aletleri kullanma şekli kendine hastır. Genel itibariyle icatlarındaki kendi geliştirdikleri yöntemleri bir başkasına ifade etmek için ortak bir mekanizma kullanmazlar.

Mühendislikte ise kullanılan yöntemler, kullanılacak malzemeler, bu malzemelerin seçimi, işlenmesi ve hatta tasarımı belirli ve ortak yöntemlerle kararlaştırılır. Bir mühendis sandalye yapacaksa, bu sandalyenin tasarımını dünyanın öbür tarafındaki başka bir mühendisin kolayca anlayabileceği şekilde yapar. Seçeceği malzemeyi sandalyenin kullanım şartlarına uygun olan, literatürdeki binlerce malzeme arasından bir optimizasyon ile belirler. Bir mühendisin ürettiği sandalyeyi başka bir mühendis kolayca anlar ve üretir.

Bu yazımızda mucitlik ve mühendislik arasında bulabildiğimiz üç farkı sıraladık ve açıkladık. Belirtmek isteriz ki mucitlik ve mühendislik birbirine düşman sıfatlar değildir. Bir insan hem mucit hem mühendis olabilir. Burada terim olarak mucitlik ve mühendisliği kıyasladık. Amacımız birini diğerinden üstün görme veya üste çıkarmak değildir. Mucitler için mühendislik bilinci, mühendisler için de mucitlik merakı ve hevesi; bu insanları bir üst seviyeye taşıyacaktır. Günümüz dünyası, hem mühendisler hem mucitler, ve hem de hem mühendis hem mucitler tarafından üretilmiş şeylerle dolu. Önemli olan bilinç ve meraktır efendim.

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın